Ana Sayfa Etkinlikler Forumlar Haberler Hesabın
 
    k@mpüs Menü
 Ana Sayfa :
       Ana Sayfa
       Haber Arşivi
       Site İçi Arama
 Kullanıcı :
       Hesabın
       Özel Mesajların
       Günlüğün
 Topluluklar :
       Forumlar
       İletişim
       Tavsiye Et
 Editör'den :
       Köşe Yazıları
       İçerik Sayfaları
 Dosya&Link :
       Dosyalar
       Linkler
 Statü :
       Fotoğraflar
       Rehberimiz
       Ana Kantin
       Video İzle
       En Çok
       Ekibimiz
    Adsense
    Köşe Yazıları

Emre Urfalı
Kariyerimizin Başlangıç Noktası "Üniversite"


Hakan Özdemir
Uzun bir aradan sonra


Murat Özbek
Koca bir yalan


Mustafa Tel
Çağımızda gençlik ve eğitim


Özgür Sönmez
Katılımcı Bir Reklam Filmi

    Takvim
Mart 2010
  1 2 3 4 5 6
7 8 9 10 11 12 13
14 15 16 17 18 19 20
21 22 23 24 25 26 27
28 29 30 31  


04/01/2010 - 06/01/2011
Leaders@METU
01/04/2010 - 30/09/2010
YAŞAMIN LİDERİ OLMAK
Fuarlar&Toplantilar
Kültür&Sanat
Konserler
Senlik&Festival
Yeni Etkinlik Ekle Yeni Etkinlik Ekle


Yeni Nesil Ergenler: Ruhu Yaşlanmış Çocuklar
Seda Ekol
Seda Ekol

Tarih: 2 Aralık 2008 Salı


İlk öğrencilerimle görüşüyorum hala,  2 yıl önceki öğrencilerimle... O zamanlar, merdiven başında beni bekleyip, başını elimin altına sokarak kedi gibi kendilerini sevmemi bekleyen küçük, şirin öğrencilerim. Çok değil aradan daha tam 2 yıl geçti. Şimdi fotoğraflarını görüyorum ve tanıyamıyorum. Çünkü maalesef bir kısmı ucubeye dönmüşler. Halbuki yaşları daha 12-13 civarında.


Kızların saçları boyanmış, genellikle siyaha. Acayip bir model. Burunlarında hızmalar. O yaşta bir çocuk giydiğinde daha çok sübyancı sapıkların göz zevkini okşayacak tuhaf kıyafetler. Erkeklerin görünümü sabit zaten;  jöleyle farklı yönlere dikilmiş saçlar, odanın içinde çekilmiş fotoğraflarında bile gözlerinde güneş gözlükleri. Kızlara göre giyim alternatifi fazla olmadığı için kot ve tişörtle idare ediyorlar ama  maalesef boyunlarında sadece kalın zincirli, ucunda dolar işareti olan taşlı kolyeleri eksik.

 

Bunlarla kazara yazışmaya kalksam yazdıklarını anlamak için özel bir gayret gerekiyor, çünkü hangi dilde yazdıkları belli değil. İngilizcenin kurallarını Türkçeye uygulayarak O. Sinanoğlu’nun dediği gibi cidden tarzanca bir dil oluşturmuşlar kendilerine. Vıcık vıcık özenti akıyor üstlerinden. “Bhen”ler “yha”lar “taddlu”lar “yoqq”lar havada uçuşuyor.

 

Avatarlarında hep aynı garip fotoğraflar. Kızlar önce gözlerini siyaha boyuyorlar. Erkeklerin de yüzlerine çizilmiş garip figürleri var. Cep telefonuyla kollarını kaldırabildikleri kadar yukarı kaldırıp toslayacak bir koç tarzında bakarak fotoğrafı çekiyorlar.

 

Ortak özelliklerinden biri de hayata duydukları nefret. Daha şimdiden bir çoğu “batsın bu dünya!” diye haykırıyorlar.  Küçük yaşta hayatta belki de pek bir sıkıntı görmemiş olan bu çocukların bu ruh haliyle büyüyerek ilerde karşılaştıkları zorluklar karşısında nasıl bir psikolojik durum içinde olacaklarını da şimdiden merak etmiyor değilim.

 

Acaba bu çocuklara ne oluyor?

 

Ürküyorum onlardan. Daha çok küçükler. İlerde çocuk oldukları günlerin hasretini çekecekler muhtemelen pek çoğumuz gibi.  “Keşke büyümeseydik…” diyecekler belki. Ama şimdiden kendilerini büyük göstermeye o kadar hevesliler ki. 13 yaşındayken 23 yaşında gibi görünür ve hissedersen, 23 yaşında ne gibi düşünüp hissedeceksin? Bu durumda  bir yerlerde tehlike çanları çalmaya başlayacak. Hani şu zaman zaman psikologların kullandığı “çocukluğuna inmek” tabiri vardır ya, çoğu sorunun kaynağı orada gizlidir çünkü; yakında psikologların ineceği bir yer kalmayacak, çünkü çocukluk denen kavram maalesef hayatımızdan yavaş yavaş siliniyor ve bu gidişle de tamamen silinecek.

 

Günümüzde erken ergenlik diye bir rahatsızlığın ortaya çıktığını bilmeyenimiz yoktur. Bu rahatsızlık sonucu bedensel olarak yaşının üzerinde ama psikolojik olarak hala “çocuk” olan çocuklar ortaya çıkıyor. Dr. Aysun Çetin’e (***) göre erken ergenliğin etkenleri arasında, kullanılan plastik malzemeler, oyuncaklar, rujlar ve ojeler gibi makyaj malzemeleri de var. Annelerin kullandığı makyaj malzemelerinin içindeki maddeler erken ergenliğe yol açabiliyor.  Bu konuda anne babaların üzerine büyük bir vazife düşüyor aslında. Çocuklarında hangi yaşta hangi gelişim  özelliklerinin ortaya çıkacağını bilmeleri ve çocuklarını dikkatle takip etmeleri gerekiyor. Ama maalesef çoğu anne baba bunun farkında değil. Mesela anneler ana sınıfına giden kızlarına ruj, oje vb. sürmekte bir sakınca görmüyorlar. Ya da birinci sınıf sonunda yapılan okuma bayramları bir parti havasına sokuluyor ve çocuklarının arkadaşlarına anne-babalar bizzat kendileri “sevgili” sıfatını yapıştırıyorlar. Daha pek çok örnek verilebilir. Ancak böyle durumların çocuğa kendisini çocuk gibi hissettirmenin ötesinde nasıl hissettireceği ne yazık ki hiç düşünülmüyor. Benim verdiğim örneklerin benzeri tutumlar da bunun tam tersini körüklüyor ne yazık ki. Bedensel olarak henüz gelişmemiş ancak ruhu yaşlanmış çocuklar…

“Geleceğimiz” deriz çocuklarımıza. Hala geleceğimizi düşünüyorsak, çocuklarımızın “şimdi”sine çok önem vermemiz gerekiyor. Bu kritik noktanın bir an önce farkına varabilmemizi diliyorum.

 

***Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Biyokimya ve Klinik Biyokimya Anabilim Dalı Öğretim Üyesi



  
Seda Ekol


Yazıyı ... Paylaşım Ağına Ekle.

BlinkList del.icio.us FaceBook Folkd Furl Google Linkarena Mister Wong oneview Webnews Yahoo MyWeb YiGG

Bu Alana Reklam Vermek İçin Tıklayın!!!


Bu köşe yazısı 1127 defa okundu. Toplam 549 kelime

Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa Pdf Formatı Pdf Formatı Yorum Ekle Yorum Ekle Arkadaşına Gönder Arkadaşına Gönder


[ Geri Dön: Seda Ekol ] - [ Yazarlar İndeksi ]




Bu Sitenin Her Hakkı Saklıdır.Bu Site Kampüsteyim Grubu´na aittir. Copyright © 2©®5 - 2©®9
En iyi görüntüleme için Internet Explorer 7+, Mozilla Firefox, Google Chrome tarayıcılarını kullanın

RSS HaberRSS ForumRSS İçerik